İnsanlar doğarlar ve ölürler çocuğum. Hayır anne insanların
bazıları doğar ve kaybolur. Eksiltilmiş
yaşam içinde varlıksız yaşarlar. Bir süre sadece kısa bir süre için
arandıklarını, hafıza yitiminde unutulduklarını bilmezler bile. Bazen Ağaç kovuklarına, sidik yutmuş tuvalet
duvarlarına, bazen alt geçitlerin görünmez boşluğuna, otobüs duraklarına asılmış çirkin bir fotoğraf
üzerinde kaybolurlar, altında on iki
haneli rakamla bulunma ihtimaliyle. İnsan sayılarla bulunabilir mi? Beni çok aradın mı anne, telefon faturası çok
geldi mi, ahize kulağını ağrıttı mı, ben kaybolunca hangi fotoğrafımı astınız?
İnsan kaybolurken güzel aranmak istermiş.
Bazen de insan bir varmış bir yokmuşun içinde kaybolur. Ben öyle de kayboldum anne sesim içime kaçtı
da duyan olmadı. Belki o esnada mutfaktaydın ve annelerin kızlarına miras küflü
salçanın mucizevî dönüşünü yaşatıyordun ya da patatesten bin türlü yemekler yapıyordun.
Oysa ben bunların hiçbirini öğrenemedim. Babam televizyonda ayıp şeyler
izlerken sen mışıl mışıl uyuyordun ve ben sen yokken babamın çorabında
kayboldum. Leş kokularında çalı çırpı topladım. Ellerim ısınsın, gözlerim üşümesin
diye. Sonra sobanın yuvamızın üzerine devrildiği akşam saçlarım tutuştu. Ben o
yüzden saçımın tellerini bulamadım.
Biliyor musun anne aslında ben kaybolmaya doğarken başladım.
Peygamber mucizesiymiş iki bacağının arasından dünyaya açılmak. Oysa peygamber
bir bana gülümsemezmiş nur saçan dişleriyle. Kardeşlerim de güzel uzun bacaklı
rahminden çıkıvereceklermiş. Bunu
anladığımda cennetin kapılarına rahminin uzaklığında kilit vurmuşlardı bile.
Geç kalmıştım ve düşüncem yürümeyi henüz öğrenmese de karnının ılık sularında
yüzemeyecektim biliyordum. Artık
kulağıma üç defa nefesle çınlanan ismimle yaşamı hatmedecektim. Dünyada her
şeyin bir adı varmış benimki gibi öğrenecektim.
Küçükken yan odada babamın bazı geceler sana acı verdiğini
düşündüm ve arada gıdıklanır gibi ses çıkartışına anlam veremedim. Eve
topladığın komşularla pembe ojeli, pembe rujlu Neriman teyze hakkında bir sürü
şey söyledin ve ben hepsini duydum, oysa Neriman teyzeye pastel boya
takımındaki kaybolan pembe boyamı sormanı çok istiyordum. Sonra üniversite sınavında
bütün doğrularımı kaybettim. Okulu
bitirdim ama dünya aşırı kaçmak istedim. Sevgilim beni terk ettiğinde öleceğim
sandım ama ölmedim. Ölmeyişimin hatırına bir daha aşık oldum. İktidar olmadan
dünyayı değiştirmek istedim ama dünya muktedir değilmiş anladım. Sonra arayışlarım
bitmedi ve yollarımda kayboldum ve bir daha kendimden haber alamadım.
Sahi anne ben hep seni divanın altında terliklerimle
bekledim. Paslı demir kokusunu içtim. Bir kalıp sabunla bulursun sandım.
Gelmedin…
Şubat'12
Şubat'12

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder